Bazekol Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Adnan Şimşir, robotik cerrahinin 2000 yılında ilk kez uygulanmasından bu yana dünya genelinde 20 milyondan fazla ameliyatta kullanıldığını belirterek, sistemler arasındaki teknolojik farklılıkların yanı sıra cerrahi deneyim ve ekip uyumunun ameliyat başarısındaki belirleyici rolüne dikkat çekti.
Cerrahide teknolojinin baş döndürücü bir hızla ilerlediğini belirten Prof. Dr. Şimşir, robotik cerrahinin de bu gelişimin önemli yansımalarından biri olduğunu söyledi. Robotik cerrahinin 2000 yılında dünyada ilk kez uygulanmaya başlandığını ifade eden Dr. Şimşir, sistemin sağladığı avantajlara dikkat çekerek, "Robotik cerrahinin önemli özelliklerinin başında, büyük bir kesi yapılmadan, birkaç milimetrelik delikler aracılığıyla vücut içerisine girilebilmesi geliyor. Bunun yanı sıra üç boyutlu görüntüleme ve geniş hareket kabiliyeti sağlayan sistem, cerraha önemli bir kullanım avantajı sunuyor. Bu özellikler sayesinde ameliyatların daha kontrollü ve hassas şekilde gerçekleştirilmesi, hastanın daha hızlı iyileşmesi ve istenmeyen etkilerin azaltılması mümkün olabiliyor. Ancak robotik cerrahinin başarısını değerlendirirken yalnızca teknolojik özelliklere değil, cerrahın deneyimi gibi birçok farklı faktöre de dikkat etmek gerekiyor" dedi.
Dünyadaki ileri yöntem robotik cerrahi sistemlerinden biri olan Da Vinci'nin halen dünya genelinde seçkin sağlık kuruluşlarında yaygın olarak kullanıldığını belirten Prof. Dr. Şimşir, sistemin uzun yıllara dayanan teknolojik gelişim sürecinin önemli bir avantaj sağladığını söyleyerek, "Üreticinin kamuya açık verilerine göre dünya genelinde kurulu sistem sayısı 2026 yılı ortası itibarıyla 11 bin 700’ün üzerinde. Bu platformlarda gerçekleştirilen kümülatif ameliyat sayısının ise 2025 yılı sonunda 20 milyonu aştığı bildiriliyor. Sistemin bu kadar yaygın kullanılmasının temel nedenlerinden biri, uzun yıllara dayanan teknolojik birikimi ve klinik kullanım deneyimi" diye konuştu.
Da Vinci sisteminin yaklaşık 30 yıllık teknolojik gelişim sürecinde cerrahi uygulamalardan elde edilen verilerin önemli rol oynadığını ifade eden Prof. Dr. Şimşir, özellikle enstrüman teknolojisinin sistemin öne çıkan özelliklerinden biri olduğunu belirterek, "Tescilli EndoWrist teknolojisi sayesinde sistem, insan el bileğinin hareketlerini taklit eden ve cerraha çok geniş bir hareket kabiliyeti sağlayan bir yapıya sahip. Zımbalar, damar mühürleme aletleri ve özel kesiciler dahil olmak üzere oldukça geniş bir enstrüman çeşitliliği bulunuyor. Rakip sistemler de benzer bilek hareketlerini sağlamaya çalışsa da enstrüman çeşitliliği, uç noktalardaki hassasiyet ve dayanıklılık açısından Da Vinci’nin yıllar içinde geliştirdiği teknoloji önemli bir deneyim birikimi sunuyor. Olgunlaşmış teknolojisi, geniş enstrüman çeşitliliği ve uzun yıllara dayanan klinik kullanım deneyimi, Da Vinci sistemini diğer robotik cerrahi platformlarından ayıran başlıca özellikler arasında yer alıyor" dedi.
Cerrahın tecrübesi de belirleyici
Robotik cerrahinin başarısında kullanılan sistem kadar, sistemi kullanan cerrahın deneyiminin de önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şimşir, cerrahın robotik cerrahideki deneyiminin ameliyatın başarısını etkileyen temel unsurlardan biri olduğunu belirterek, "Diğer tüm cerrahi yöntemlerde olduğu gibi robotik cerrahide de cerrahın deneyimi büyük önem taşıyor. Cerrahın ne kadar süredir robotik cerrahi yaptığı ve bugüne kadar kaç ameliyat gerçekleştirdiği, deneyiminin değerlendirilmesinde önemli göstergeler" diye konuştu.
Hastaların tedavi ve cerrahi planlama sürecinde cerrahlarına doğru soruları yöneltmelerinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Şimşir, sözlerini şöyle tamamladı: "Hastaların cerrahi planlama sırasında yalnızca hangi robotik cerrahi sisteminin kullanıldığını değil, cerrahın bu sistemle ne kadar süredir çalıştığını ve bugüne kadar kaç robotik ameliyat gerçekleştirdiğini de sormaları önemli. Sonuçta başarılı bir robotik cerrahi; ileri teknoloji, doğru cerrahi planlama ve deneyimli bir cerrahın bir araya gelmesiyle mümkün oluyor."

